Şükürle Geçen Bir Yıl: Bilimden Umuda, Laboratuvardan Ailelere



Dr. Günet Eroğlu

Bu akşam bilgisayarımın başına oturduğumda, geride kalan bir yıla dönüp bakmak istedim. Takvime baktım, fotoğraflara baktım, ailelerden gelen mesajları yeniden okudum. Gözlerim doldu. Çünkü bu bir yıl, hayatımın en yorucu ama aynı zamanda en anlamlı yılı oldu.

Yazmaya başlamadan önce içimden tek bir kelime geçti: Şükür.

Her şey bir sorudan başladı

Yıllarca kürsüde ders anlattım, makaleler yazdım, algoritmalarla, verilerle, denklemlerle uğraştım. Bugün hâlâ Bahçeşehir Üniversitesi'nde öğrencilerime algoritma analizi anlatıyorum ve bunu çok seviyorum. Ama bir gün kendime şunu sordum:

"Ürettiğim bilgi, gerçekten bir çocuğun hayatını değiştiriyor mu?"

Bu soru beni rahat bırakmadı. Ve son bir yılda bu sorunun cevabını, her gün biraz daha net görmeye başladım.

Auto Train Brain: Bir çocuğun gözlerindeki ışık

Auto Train Brain'in hikâyesi aslında bir annenin endişesiyle başlıyor. Çocuğunun okumakta zorlandığını, dikkatini toplayamadığını, okuldan yorgun ve kırgın döndüğünü gören bir annenin endişesi…

Disleksi, dikkat eksikliği ve öğrenme farklılıkları yaşayan çocuklar için EEG tabanlı, yapay zekâ destekli bir beyin eğitimi platformu geliştirdik. Çocuk evinde, kendi bilgisayarının başında, oyun oynar gibi beynini çalıştırıyor. Biz de her hafta beyninin nasıl geliştiğini ölçüyoruz.

Bu yıl en çok şunu öğrendim: Bir çocuğun gözlerinde "Ben de yapabiliyorum" ışığını görmek, hiçbir akademik ödülün veremeyeceği bir mutluluk. O ışığı her gördüğümde içimden yalnızca "Elhamdülillah" diyorum.

Acıbadem TEKMER'deki yüz yüze aile görüşmelerimiz bu yılın en değerli anları oldu. Endişeyle gelen bir annenin, görüşmenin sonunda umutla gülümsediğini görmek… Bunu kelimelerle anlatmak gerçekten zor.

Tek bir ekosistem: Ölç · Eğit · Oyna · Geliştir

Bu yıl en büyük hayalimizi gerçekleştirmeye başladık: Bir çocuğun gelişimi için parça parça değil, bütüncül bir ekosistem kurmak.

  • Ölç: Çocuğun dikkatini, yorgunluğunu ve beyin aktivitesini bilimsel olarak ölçmek.
  • Eğit: ATB Edu ile bireysel öğrenme planları, çocuğa özel eğitim.
  • Oyna: Beyin eğitimini sıkıcı bir terapi olmaktan çıkarıp oyuna dönüştürmek.
  • Geliştir: Her haftanın verisini ailelerle paylaşıp gelişimi birlikte izlemek.

Bunu kurabildiğimiz için çok müteşekkirim. Çünkü aileler artık "Nereden başlayacağım?" diye kaybolmuyor; her adımda yanlarında olduğumuzu biliyorlar.

EyeZenith: Gözlerin anlattığı hikâye

Bu yılın bir başka güzel sürprizi EyeZenith oldu.

EyeZenith, göz takibi teknolojisiyle birkaç saniye içinde göz yorgunluğunu, kalp ritmi değişkenliğini (HRV) ve stres düzeyini ölçebilen bir wellness uygulaması. Telefonunuzun kamerası, gözlerinizin anlattığı hikâyeyi okuyor.

Uygulamanın yayına girdiği gün yaşadığım duyguyu unutamam. Yıllardır kafamda olan bir fikrin, insanların cebinde yaşayan bir şeye dönüşmesi…

Bu ay EyeZenith'e çok heyecan verici bir modül daha ekledik: Epigenetik beslenme modülü. Kullanıcı epigenetik test raporunu bir kez yüklüyor, sonra öğününün fotoğrafını çekiyor. Yapay zekâ, tabağındaki yiyeceklerin kişinin raporundaki önerilerle ne kadar uyumlu olduğunu anlatıyor. Bilimi soyut bir rapor olmaktan çıkarıp her gün sofraya taşıyoruz.

Ve bir sevincimi daha paylaşmak istiyorum: EyeZenith için TÜRKPATENT'e patent başvurumuzu yaptık. Bu belge benim için bir dosyadan çok daha fazlası; yılların emeğinin, gece yarısı yazılan kodların, vazgeçmediğimiz günlerin bir hatırası.

Yapay zekâ: Bir araçtan bir yol arkadaşına

Bu yıl yapay zekâyı bambaşka bir gözle görmeye başladım. Artık bizim için yalnızca soru sorulan bir araç değil. Kendi görevini bilen, birbiriyle haberleşen ve küçük bir ekibin çok daha fazla insana dokunabilmesini sağlayan yapay zekâ ajanlarından oluşan bir yapı kurduk.

Bunu en iyi bir orkestraya benzetiyorum. Her müzisyenin kendi enstrümanı var, ama hepsi aynı notaya bakıyor. Bizim ajanlarımızın da her birinin kendi görevi var, ama hepsi aynı amaca hizmet ediyor: Bir aileye, doğru anda, doğru desteği verebilmek.

İlk temas: Aileleri karşılayan ajanlar. Gecenin bir yarısında çocuğu için endişelenen bir anne sitemize girdiğinde artık yalnız değil. ATB Asistan sorularını sabırla yanıtlıyor, ona yol gösteriyor. Instagram'dan yazan ailelere ilk adımda eşlik eden satış asistanımız Zeynep, ailenin ihtiyacını anlıyor ve onu doğru kişiye yönlendiriyor. Ekibimiz uyurken bile hiçbir ailenin sorusu cevapsız kalmıyor.

Arka plandaki görünmez emek: Otomasyon ajanları. Ailelerin görmediği ama her gün çalışan onlarca iş akışımız var. Okullarla iletişimi yürüten bir okul iş birliği hattımız, bizi seven ailelerin başka ailelere önerisini takip eden bir tavsiye sistemimiz, içerik üreten ve paylaşan akışlarımız… Ekibimizin tekrar eden işlerle değil, aileyle göz göze gelmeye değer işlerle uğraşabilmesi için kurguladık.

EyeZenith: Veriyi anlayan bir yol arkadaşı. En çok heyecan duyduğum dönüşüm ise EyeZenith'te yaşanıyor. Başlangıçta güçlü bir yapay zekâ arayüzüydü. Şimdi onu, topladığı veriyi gerçekten anlayan, yorumlayan ve kişiye özel öneriler geliştiren ajan tabanlı bir yapay zekâ hizmetine dönüştürüyoruz.

Düşünün: Göz takibinden gelen yorgunluk verisi, kalp ritmi değişkenliği, stres düzeyi, epigenetik rapor ve gün boyu çekilen öğün fotoğrafları… Bunların her biri tek başına bir parça. Ajan yapımız bu parçaları bir araya getiriyor ve kullanıcıya bir rapor yerine şunu söylüyor: "Bugün bunu fark ettim, sana şunu önerebilirim."

Kullanıcıyla konuşabilen yapay zekâ avatarlarımız, yüz taramasıyla o anki ruh hâlini okuyan özelliğimiz ve gün içindeki stres ritmini takip edecek yeni sistemimiz üzerinde çalışıyoruz. Hayalim, EyeZenith'in her kullanıcının cebinde onu tanıyan, onu dinleyen bir wellness yol arkadaşı olması.

Neden bu kadar önemli? Çünkü teknolojiyi insanın önüne değil, yanına koymak istiyoruz. Ajanlarımız uzmanlarımızın yerini almıyor; onların elini güçlendiriyor. Bir psikoloğun, bir eğitimcinin, bir danışmanın zamanını en kıymetli olana, insana ayırabilmesini sağlıyor. Küçük bir ekiple binlerce aileye ulaşabilmenin sırrı bu. Ve bunu kurabildiğimiz için kalbim şükürle dolu.

Bilim yolculuğu: Masadan kürsüye, kürsüden dünyaya

Bu yıl akademik tarafta da çok kıymetli adımlar attık.

Bu yılın en heyecan verici anlarından biri, Japonya'da ICAITD 2026 kürsüsüne çıktığım gündü. Dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanlarının önünde, yapay zekâ ve beyin üzerine yürüttüğümüz çalışmalarımızı anlattım. Sunumu bitirdiğimde salonda kısa bir sessizlik oldu, ardından sorular yağmaya başladı. O an içimden şöyle geçti: İstanbul'da, küçük bir ekiple, gecelerimizi vererek ürettiğimiz bilgi bugün dünyanın öbür ucunda karşılık buluyor.

Japonya bana bir şey daha öğretti: Sabır, incelik ve işine duyulan derin saygı. Oradan dönerken bavulumda hediyelik eşyalardan çok daha kıymetli bir şey vardı: Yeni dostluklar, yeni iş birlikleri ve bu yolda doğru yürüdüğümüze dair derin bir şükür.

Japonya'dan döndükten sonra, 17 Ekim 2026'da TIPTEKNO'26'da (Tıp Teknolojileri Kongresi, Gaziantep), disleksili çocuklarda nörofeedback sürecinde beyin plastisitesinin nasıl değiştiğini, 100'ü aşkın seans üzerinden yorumlanabilir yapay zekâ ile incelediğimiz çalışmamızı sunduk. Bir çocuğun beyninin seanslar boyunca nasıl değiştiğini verilerle görmek, beni hâlâ hayrete düşürüyor. İnsan beyni ne kadar muhteşem bir lütuf…

Pekiştirmeli öğrenme ve optimizasyon üzerine yazdığım makalelerim uluslararası dergilerde değerlendirme sürecinde. Bazı yanıtlar olumlu, bazıları "biraz daha çalış" diyor. Her birine şükürle bakıyorum; çünkü her ret bir sonraki adımı daha güçlü yapıyor.

Bu yılın kalbimde ayrı bir yeri olan bir hayali daha var: İlk kitabım, Functional Connectivity, Information, and the Convergent Mind.

Yıllardır beynin farklı bölgelerinin birbiriyle nasıl konuştuğunu, bilginin zihinde nasıl bir araya gelip anlama dönüştüğünü düşünüyorum. EEG verileriyle geçen sayısız gece, çocukların beyinlerinde gördüğüm o muhteşem değişim ve yapay zekâyla yaptığımız analizler, zamanla bir kitabın sayfalarına dönüşmeye başladı.

Kitap önerimi Springer Nature'a sundum ve kitap henüz basılmadı; hâlâ yolda. Ama ilk bölümlerini yazarken hissettiğim heyecanı, yıllar önce ilk makalemi yazarken hissettiğim heyecana benzetiyorum. Bir insanın bildiklerini bir kitapta toplayıp başkalarına bırakabilmesi ne büyük bir nimet… Bu kitap bir gün raflarda yerini aldığında, bu yolda bana destek olan herkesin emeği de o sayfalarda olacak.

Kimseye tek başına nasip olmaz: Ekibime teşekkür

Bu yazının en önemli bölümü bu.

Bir yıl boyunca yaptıklarımızı anlatırken "ben" demek bana çok yanlış geliyor. Çünkü bunların hiçbirini tek başıma yapmadım, yapamazdım da.

Jak, Deniz, Büşra: Ailelerle her gün sabırla konuşan, her soruyu gönülden yanıtlayan, sahada koşturan güzel insanlar. Teknolojiyi biz geliştiriyoruz ama ona ruhunu siz veriyorsunuz.

Aysu ve Erencan: Yüz yüze görüşmelere kattığınız derinlik, güven ve şefkat için, her ailenin kendini gerçekten dinlenmiş hissetmesini sağladığınız için ne kadar teşekkür etsem az. Sizin varlığınız bu ekibin kalbini daha da güçlü attırıyor.

Bize güvenen, çocuklarını bize emanet eden her aileye: Bu yolculuğun asıl kahramanları sizsiniz. Her mesajınız, her geri bildiriminiz bizi büyüttü.

Öğrencilerime: Sınıfa her girdiğimde bana yeniden öğretmen olmanın kıymetini hatırlatıyorsunuz.

Ve aileme: Gece geç saatlere kadar çalıştığım her gün, hafta sonları bilgisayar başında geçen her saat için gösterdiğiniz sabır ve sevgi için… İyi ki varsınız.

Zor günler de oldu

Her şey kolay olmadı, bunu da dürüstçe söylemek istiyorum.

Yorgun düştüğüm geceler oldu. Bir sistemin çalışmadığı, bir makalenin reddedildiği, işlerin istediğim gibi gitmediği günler oldu. Ama her zorlukta bir kapı daha açıldı. Bir annenin teşekkür mesajı geldi, bir çocuğun ilerleme raporu yükseldi, bir ekip arkadaşım "Hocam, bunu birlikte çözeriz" dedi.

Zorluklar da bu yolun bir parçası. Onlara da şükrediyorum; çünkü bize sabrı, birlikte durmayı ve vazgeçmemeyi öğrettiler.

Geleceğe bakarken

Önümüzdeki dönemde daha çok aileye, daha çok çocuğa, daha çok insana ulaşacağız. EyeZenith'in yeni özelliklerini hayata geçireceğiz. Auto Train Brain ekosistemini büyüteceğiz. Bilimsel çalışmalarımızı uluslararası arenada daha güçlü temsil edeceğiz.

Ama ne kadar büyürsek büyüyelim, bir şeyi asla unutmayacağız: Bu işin merkezinde teknoloji değil, insan var. Endişeli bir anne, umut arayan bir baba, "Ben de yapabiliyorum" demeyi bekleyen bir çocuk.

Bilge insanlar der ki: Doğru yolda yavaş yürümek, yanlış yolda koşmaktan iyidir. Biz doğru yoldayız ve artık hızlanıyoruz.

Şükreden kalbe bereket gelir. Bu yolu bana nasip ettiği için, yanımda yürüyen her güzel insan için, bize güvenen her aile için kalbim şükürle dolu.

Ve gönül rahatlığıyla söylüyorum: Geleceğimiz çok, çok güzel olacak.

Sevgiyle ve şükranla,
Dr. Günet Eroğlu
Kurucu, Auto Train Brain & EyeZenith

🔗 www.autotrainbrain.com

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bias and Variance

Auto Train Brain Almanya'ya açıldı

Müşteri Odaklı Organizasyon