ITU'de 2000'li yıllarda MBA yaparken çok sevgili arkadaşım Gülden'le kaderimizin benzeşeceğini kim bilebilirdi? Yıllar sonra onunla karşılaşmamızda, her ikimizin oğlunun da disleksili olduğunu öğrendik. Gülden bu konuda bana güvendi ve Auto Train Brain'i oğlu için kullanmaya başladı. 2 ayda gelinen sonuç bir hayli şok edici oldu. Gittiği özel okulun tüm şubelerindeki öğrenciler arasında üstün zeka olan oğlu 1. sıraya yükseldi. Her ikimize de bravo. Bu işi yapacaksa anneler yapacak, bizim gibi okumuş annelerin çocukları bu dönemde pek çok arbede yaşıyor, inşallah yine anneler olarak tüm bu durumların üstesinden biz geleceğiz.
Elektromanyetizma, elektrikle yüklü parçacıklar arasındaki etkileşime neden olan fiziksel kuvvettir. Bu etkileşimin gerçekleştiği alanlar, elektromanyetik alan olarak tanımlanır. Doğadaki dört temel kuvvetten birisi elektromanyetizmadır. Elektromanyetizma, yerçekimi dışında, günlük yaşamda karşılaşılan hemen hemen tüm fenomenlerden sorumlu etkileşimdir. Olağan madde, formunu her bir molekülünün arasındaki çekim gücünün bir sonucu olarak alır. İnsan vücudunda kalp ve beyin ana elektromanyetizma üreten noktalardır. Kalp ritmi ile insanın etrafında torus olarak izlenen bir elektromanyetik alan oluşur. Ayrıca insan beyninde, dikey piramit nöronlar belli bir elektrik akımı oluşturur. Bu elektrik akımı dışarıdan EEG cihazları ile ölçülebilir. İnsan beyninin ölçülen normal frekans bandı 10-13 Hz dir. İnsan vücudunun normal frekansı 70 MHz dir. Dünyamızın da kutupları arasında böyle bir elektromanyetik güç vardır ve etrafında torus olarak adlandırılan bir enerji halesine yol açar...
Her insanın içinde bir Kaf Dağı vardır. Efsanelerde anlatılan, bulutların ötesinde, ulaşılması imkânsız gibi görünen o yüce dağ, aslında ruhumuzun derinliklerinde sakladığımız hakikatin sembolüdür. Oraya çıkan, yalnızca zirveyi değil, kendi içindeki kaybolmuş parçaları da bulur. Kaf Dağı’na yolculuk, dışarıdan bakıldığında bir çılgınlık gibi görünür. Çünkü oraya giden yol, bilindik patikalardan geçmez. Ne haritası vardır ne de rehberi. Bu yol, yalnızlıktan, acıdan, sorgulamadan ve sabırdan örülüdür. Kimi zaman bir kaybedişin ardından, kimi zaman da hayatta hiçbir şeyin yetmediği o garip boşlukta başlar bu yolculuk. İlk adımlar hep zordur. Kalbin duymak istemediği gerçekler, zihnin kabullenmek istemediği sorular çıkar karşımıza. Neden buradayım? Ne istiyorum? Gerçekten kimim? Bu sorulara cevap bulmak için önce sessizleşmek gerekir. Şehirlerin gürültüsünden, kalabalıkların sahte alkışlarından, “olman gereken” benlikten uzaklaşmak gerekir. Kaf Dağı’na vardığında, ilk hissettiğin şey ço...