31 Mart 2013 Pazar

TÜZDER 30.Mart Dahiler ve Üstün Zekalılar Konferans Notları

Bir süre önce sessiz sedasız kurulup göreve başlayan bir sivil toplum kuruluşu (STK) var. Adı TÜZDER. Tüm Üstün zekalılar Derneği. Tüm toplumların %60'ını normal zekaya sahip insanlar oluşturur. Toplumdaki bazı insanlar Zihinsel Engelli kategorisine girerken, toplumun %2'lik bölümünü üstün zekalılar oluşturur. Toplumdaki Zihinsel Engelli kişiler ve Üstün Zekalılar aslında Kanunlarımıza göre Özel Eğitim Yönetmeliğinin içine girerler.
Bir toplumun Zihinsel engelli vatandaşlarına yaptığı yatırım onun medeniyet seviyesini gösterdiği için, Türkiye bu konuya büyük altyapı yatırımları yapmaktadır. Zihinsel Engelli bireyler için eğitim kadrosu ve Özel Rehabilitasyon Merkezlerinin yanında ailelerine ayda 700 TL maaş bağlanmaktadır.
Zihinsel Engellilerin aileleri bu konuda daha iyi örgütlenebilmektedirler. Öte yandan 130 ve üstü zekaya sahip Üstün zekalılar ve dahiler için maalesef ülkemizde pek de yeterli örgütlenme bulunmamaktadır. Bu çocuklar, nasıl olsa zekiler, başlarının çaresine bakarlar diye kendi hallerine terkedilmektedir. Her sene ülkemizde 120,000 öğrenci ilkokula başlamaktadır. Bunların arasında ortalama 1200 adet üstün zekalı öğrenci olmalıdır.  Türkiye'de Beyazıt Üstünzekalılar okulu yılda 24 öğrenciyi  ( 12'si normal zekalı, 12'si üstün zekalı)  bünyesine katmaktadır. Tüm Türkiye'de 66 adet BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezi) bulunmaktadır. BİLSEM'lere üye olan çocuklar hafta sonları etkinliklerine katılabilmektedirler.
BİLSEM'ler proje hazırlamak için ideal olmasına rağmen SBS sınavları ile örtüşen bir çalışma temposu göstermedikleri için sınav dönemlerinde aileler bu etkinliklere katılımı ötelemektedirler.
Üstün zekalar, belli konularda yaşıtlarından önde gitmekte, bazı konularda yaşıtları ile eşit, bazı konularda da destek istemektedirler.
Kimisi, okulda başarı göstermekte ve öğrenme kapasitesi çok yüksek gitmekte, kimileri de özel yetenek gerektiren alanlarda (spor, müzik, resim) gibi ön plana çıkmaktadır.
Yeni yaklaşıma göre, eğer çocuğunuz 1.5 yaşında piyanoda müzik çalma, okuma yazmayı sökme gibi çok ileri bir performans sergilemiyorsa, ve onun zeki olduğunu düşünüyorsanız, IQ puanının kaç olduğunu öğrenerek zaman kaybetmek yerine, onu Birlikte/Kaynaştırılmış Eğitime tabi tutmanız gerekliliğidir. Çünkü, bu zeki çocuklar ileride, yine bu toplumun bir parçası olarak yaşayacaklar. O yüzden ayrıştırılmış eğitim onları daha elitist hale getirmekte, onları arkadaş çevrelerinden soyutlamaktadır.
Devlet Okullarında kaynaştırılmış eğitim alan çocuklar, Destek Eğitim Odalarında ek ders alma haklarına yasaların verdiği yetkiyle sahipler.
Dikkat edin, hem Zihinsel Özürlü hem de Üstün Zekalı çocuklar aynı Özel Eğitim yasasına tabi olup hepsinin Destek Eğitim odalarını kullanmaları beklenmektedir.
Burada çocuklara ya eksik oldukları alanlarda ek ders, ya da derinlemesine öğrenmek istedikleri alanlarda detay zenginleştirilmiş içerikle öğrenme imkanı tanınmaktadır.
TÜZDER ayrıca, BoğazHisar kampüslerinde (Sarıyer) ve Yeşil İnci Çocuk Akademisi (Beykoz) hafta sonları zenginleştirilmiş içerikle atelye çalışmaları yapmaktadır.
Ders konularını çok hızlı öğrenen çocuklar 1.5 yılda Liseyi bitirebilmektedirler.
Eğer üstün zekalıların aileleri de hızlı bir şekilde örgütlenebilirse, bu çocuklara eğitim hayatları boyunca maddi yardım sağlanabilir. Çünkü zenginleştirilmiş içerikle yapılacak eğitimler, %50 daha pahalıya gelmektedir.
Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda yaptığı resimlerle ve öğrendiği 7 dille, dahi olduğunu daha çok küçükken belli etmiş bir liderimiz. Bu liderimiz, Dünyada ilk defa Üstün zekalılar için kurulan Enderun mekteplerini kuruyor. Enderun'dan mezun olanlara baktığımızda, Mimar Sinan ve Sokullu'yu görüyoruz.
Ruslar, üstün zekalı çocukları tam 30 yıl takip ediyorlar, ilk Sputnik bu çocukların çalışmaları sonunda 1960'lı yıllarda uzaya gönderiliyor. Amerikadaki NASA'yı kuranlar da yine aynı ekipten olan Rus kökenli çocuklar.
Bu sebeple, üstün zekalı çocukları uzun dönemli takip etmek, ve desteklemek bir ülkenin ileri gitmesini sağlayacak en önemli çalışmalardan birisi olmalı.
Ülkemiz, üstün zekalı çocukların kıymetini Atatürk dönemi hariç bilememiş. Atatürk döneminde, müzik bursu ile yurtdışına giden harika çocuklar Suna Kan ve İdil Biret Atatürk'ün bu konuya verdiği önemin kanıtları. Kendisi de 100 yılın en büyük dahisi olan Atatürk, başka çocukların gelişimine de katkıda bulunmuş bir kişidir.
Üstün zekalı kişiler, özellikle ülkemizde  iş hayatında ayaklarına çelme takılmakta, pasifize edilmekte, zayıf yönleri kullanılmaktadır.  Üstün zekalı insanların akranlarından çok önde giden özellikleri olduğu gibi, akranlarından geride oldukları yanları da olabilmektedir. Bu sebeple, hep adil, eşitlikçi ve saf olabilmektedirler. İş yerindeki politik çekişmeler içerisinde kaybolabilmektedirler.
Bu sebeple, korunmaları, desteklenmeleri gerekmektedir.

Üstün zekalı çocuklarda, beslenme zorlukları, alerjiler görülebilmektedir. Bu çocuklar, annelerinin çalışmasına ve ondan ayrılmalarına ve  çevre kirliliğine daha çok tepkili olabilmektedirler.
Zekaları yüksek diye bu çocuklarda yaşlarının üstünde davranmaları beklenmemeli, bir yarış atına çevrilmemelidirler.

Ülkemizde, RAM'larda (Rehberlik Araştırma Birimi) zeka testleri ücretsiz yapılmaktadır. BİLSEM'lere kayıt yine RAM'lar üzerinden yapılmaktadır.

TÜZDER'in Beykoz'da Yeşil İnci Çocuk Akademisi ile Sarıyer'de Boğazhisar Eğitim Kurumları ile ortak yaptığı çalışmalar söz konusu.

TÜZDER Başkanı Hilmi Eren ve bu konuda 40 yıldan daha uzun bir süre Üstün Zekalarla çalışmış eğitimci Prof. Ayşegül Ataman'dan çok değerli bilgiler öğrendik.

Bunlar benim konferans notlarım. Konferansa 1000 kişinin üzerinde katılım oldu. Benim katılımcı ana-babalardan anladığım, üstün zeka ile para, güzellik, şıklık, dini görüş konusunda bir korelasyon olmadığıydı.