21 Aralık 2013 Cumartesi

Yeni iş yapış şekilleri

Sanal dünya ve dot.com şirketleri iş yapış şekillerini çok değiştirdi. Artık bir dot.com şirketinin ana merkezi ve stoğu İstanbul'un ücra köşelerinde olabiliyor.
İzmir'den bir reklam ajansı ile Google Adwords reklamları organize edebiliyor, ve Sivas'tan bir blogger ile facebook kullanıcılarına kampanya düzenlenebiliyor.
Web 2.0 arayüzü ile dünyanın her yerinden şirketin stokları, siparişler izlenebiliyor.
Yani işler tümüyle mobilleşmiş, sanal dünya üzerinden yürümeye başlamış.
Sabah 1 saat ofise gitmek için çekilen trafik tarih olmuş durumda, insanlar yüzyüze görüşmektense telefonla ve facebook üzerinden görüşüyor.Skype, facebook, gmail gibi uygulamalar iletişimi çok daha çabuk hale getirmiş.

Açıkçası ben normal ofis şartlarından ziyade bu sanal dünyayı ve sanal ortamı çok daha fazla seviyorum.

13 Aralık 2013 Cuma

Yeniden pazarlama kampanyaları

Internette varolan bir siteye bir kez bir müşteri girdikten sonra, Internette sörf ederken gezdiği diğer
sitelerde ilk sitenin reklamlarının bu kullanıcı için gösterilmesine Yeniden pazarlama deniyor.
Yeniden pazarlama, sonuçta sitenize giren ve çıkan kişilere, sepete bir şeyler atan ve sonra sepeti terkeden kişilere yeniden sitenizi hatırlattığı için uygun bir kampanya yönetimi sistemi.
Yeniden pazarlama görsel reklamlarını daha da geliştiren başka bir yöntem de Dinamik Yeniden pazarlama. Bu yöntemde Google Merchant Center'a xml formatında sitenizdeki tüm ürünleri yüklüyorsunuz. Daha sonra, Google Adwords'te reklamlarınızı dinamik pazarlamaya uygun bir şekilde yaratıp siteye eklediğiniz özelleştirilmiş yeniden pazarlama etiketi ile sepetlerini terkeden müşterilere başka sitelere gittiklerinde reklamlarınızı tekrar tekrar gösteriyorsunuz.
Amaç müşterilere terkettikleri ürünleri yeniden hatırlatmak ve ürün alımlarını artırmak.
Google Adwords'te yayınladığınız reklamların sizin belirleyeceğiniz TBM uyarınca uygun şekilde listelenmelerini sağlayabilirsiniz.

25 Temmuz 2013 Perşembe

Geleceğin teknolojileri

Gelecekte insanoğlu, daha yeşil bir ortamda doğa ile bütünleşik yaşayacak. Hayvanlarla aynı sitelerde komünlerde bir yaşam sürecek. Hayvanların etinden, sütünden, yumurtasından taze olarak yararlanabilecek.
Ayrıca, teknolojinin getirdiği tüm nimetlerden faydalanabilecek. Evleri teknolojinin son nimetleri ile donatılmış olacak, elektrik, su ve doğalgazı cep telefonlarından kontrol edebilir konumda olacak. Bütün bu teknoloji ile ev aletlerini daha iyi yönetebilecek, solar enerji ile bedava olarak elektriğini üretebilecek. Akıllı ev teknolojileri, kablosuz olarak birbiri ile haberleşebilecek. Bu bilinçten hareketle www.cinevim.com'u kurdum. Sizlerin de bu teknolojiler ve nimetleri ile tanışabilmenizi umut ediyorum, heyecanla bekliyorum.

31 Mart 2013 Pazar

TÜZDER 30.Mart Dahiler ve Üstün Zekalılar Konferans Notları

Bir süre önce sessiz sedasız kurulup göreve başlayan bir sivil toplum kuruluşu (STK) var. Adı TÜZDER. Tüm Üstün zekalılar Derneği. Tüm toplumların %60'ını normal zekaya sahip insanlar oluşturur. Toplumdaki bazı insanlar Zihinsel Engelli kategorisine girerken, toplumun %2'lik bölümünü üstün zekalılar oluşturur. Toplumdaki Zihinsel Engelli kişiler ve Üstün Zekalılar aslında Kanunlarımıza göre Özel Eğitim Yönetmeliğinin içine girerler.
Bir toplumun Zihinsel engelli vatandaşlarına yaptığı yatırım onun medeniyet seviyesini gösterdiği için, Türkiye bu konuya büyük altyapı yatırımları yapmaktadır. Zihinsel Engelli bireyler için eğitim kadrosu ve Özel Rehabilitasyon Merkezlerinin yanında ailelerine ayda 700 TL maaş bağlanmaktadır.
Zihinsel Engellilerin aileleri bu konuda daha iyi örgütlenebilmektedirler. Öte yandan 130 ve üstü zekaya sahip Üstün zekalılar ve dahiler için maalesef ülkemizde pek de yeterli örgütlenme bulunmamaktadır. Bu çocuklar, nasıl olsa zekiler, başlarının çaresine bakarlar diye kendi hallerine terkedilmektedir. Her sene ülkemizde 120,000 öğrenci ilkokula başlamaktadır. Bunların arasında ortalama 1200 adet üstün zekalı öğrenci olmalıdır.  Türkiye'de Beyazıt Üstünzekalılar okulu yılda 24 öğrenciyi  ( 12'si normal zekalı, 12'si üstün zekalı)  bünyesine katmaktadır. Tüm Türkiye'de 66 adet BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezi) bulunmaktadır. BİLSEM'lere üye olan çocuklar hafta sonları etkinliklerine katılabilmektedirler.
BİLSEM'ler proje hazırlamak için ideal olmasına rağmen SBS sınavları ile örtüşen bir çalışma temposu göstermedikleri için sınav dönemlerinde aileler bu etkinliklere katılımı ötelemektedirler.
Üstün zekalar, belli konularda yaşıtlarından önde gitmekte, bazı konularda yaşıtları ile eşit, bazı konularda da destek istemektedirler.
Kimisi, okulda başarı göstermekte ve öğrenme kapasitesi çok yüksek gitmekte, kimileri de özel yetenek gerektiren alanlarda (spor, müzik, resim) gibi ön plana çıkmaktadır.
Yeni yaklaşıma göre, eğer çocuğunuz 1.5 yaşında piyanoda müzik çalma, okuma yazmayı sökme gibi çok ileri bir performans sergilemiyorsa, ve onun zeki olduğunu düşünüyorsanız, IQ puanının kaç olduğunu öğrenerek zaman kaybetmek yerine, onu Birlikte/Kaynaştırılmış Eğitime tabi tutmanız gerekliliğidir. Çünkü, bu zeki çocuklar ileride, yine bu toplumun bir parçası olarak yaşayacaklar. O yüzden ayrıştırılmış eğitim onları daha elitist hale getirmekte, onları arkadaş çevrelerinden soyutlamaktadır.
Devlet Okullarında kaynaştırılmış eğitim alan çocuklar, Destek Eğitim Odalarında ek ders alma haklarına yasaların verdiği yetkiyle sahipler.
Dikkat edin, hem Zihinsel Özürlü hem de Üstün Zekalı çocuklar aynı Özel Eğitim yasasına tabi olup hepsinin Destek Eğitim odalarını kullanmaları beklenmektedir.
Burada çocuklara ya eksik oldukları alanlarda ek ders, ya da derinlemesine öğrenmek istedikleri alanlarda detay zenginleştirilmiş içerikle öğrenme imkanı tanınmaktadır.
TÜZDER ayrıca, BoğazHisar kampüslerinde (Sarıyer) ve Yeşil İnci Çocuk Akademisi (Beykoz) hafta sonları zenginleştirilmiş içerikle atelye çalışmaları yapmaktadır.
Ders konularını çok hızlı öğrenen çocuklar 1.5 yılda Liseyi bitirebilmektedirler.
Eğer üstün zekalıların aileleri de hızlı bir şekilde örgütlenebilirse, bu çocuklara eğitim hayatları boyunca maddi yardım sağlanabilir. Çünkü zenginleştirilmiş içerikle yapılacak eğitimler, %50 daha pahalıya gelmektedir.
Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda yaptığı resimlerle ve öğrendiği 7 dille, dahi olduğunu daha çok küçükken belli etmiş bir liderimiz. Bu liderimiz, Dünyada ilk defa Üstün zekalılar için kurulan Enderun mekteplerini kuruyor. Enderun'dan mezun olanlara baktığımızda, Mimar Sinan ve Sokullu'yu görüyoruz.
Ruslar, üstün zekalı çocukları tam 30 yıl takip ediyorlar, ilk Sputnik bu çocukların çalışmaları sonunda 1960'lı yıllarda uzaya gönderiliyor. Amerikadaki NASA'yı kuranlar da yine aynı ekipten olan Rus kökenli çocuklar.
Bu sebeple, üstün zekalı çocukları uzun dönemli takip etmek, ve desteklemek bir ülkenin ileri gitmesini sağlayacak en önemli çalışmalardan birisi olmalı.
Ülkemiz, üstün zekalı çocukların kıymetini Atatürk dönemi hariç bilememiş. Atatürk döneminde, müzik bursu ile yurtdışına giden harika çocuklar Suna Kan ve İdil Biret Atatürk'ün bu konuya verdiği önemin kanıtları. Kendisi de 100 yılın en büyük dahisi olan Atatürk, başka çocukların gelişimine de katkıda bulunmuş bir kişidir.
Üstün zekalı kişiler, özellikle ülkemizde  iş hayatında ayaklarına çelme takılmakta, pasifize edilmekte, zayıf yönleri kullanılmaktadır.  Üstün zekalı insanların akranlarından çok önde giden özellikleri olduğu gibi, akranlarından geride oldukları yanları da olabilmektedir. Bu sebeple, hep adil, eşitlikçi ve saf olabilmektedirler. İş yerindeki politik çekişmeler içerisinde kaybolabilmektedirler.
Bu sebeple, korunmaları, desteklenmeleri gerekmektedir.

Üstün zekalı çocuklarda, beslenme zorlukları, alerjiler görülebilmektedir. Bu çocuklar, annelerinin çalışmasına ve ondan ayrılmalarına ve  çevre kirliliğine daha çok tepkili olabilmektedirler.
Zekaları yüksek diye bu çocuklarda yaşlarının üstünde davranmaları beklenmemeli, bir yarış atına çevrilmemelidirler.

Ülkemizde, RAM'larda (Rehberlik Araştırma Birimi) zeka testleri ücretsiz yapılmaktadır. BİLSEM'lere kayıt yine RAM'lar üzerinden yapılmaktadır.

TÜZDER'in Beykoz'da Yeşil İnci Çocuk Akademisi ile Sarıyer'de Boğazhisar Eğitim Kurumları ile ortak yaptığı çalışmalar söz konusu.

TÜZDER Başkanı Hilmi Eren ve bu konuda 40 yıldan daha uzun bir süre Üstün Zekalarla çalışmış eğitimci Prof. Ayşegül Ataman'dan çok değerli bilgiler öğrendik.

Bunlar benim konferans notlarım. Konferansa 1000 kişinin üzerinde katılım oldu. Benim katılımcı ana-babalardan anladığım, üstün zeka ile para, güzellik, şıklık, dini görüş konusunda bir korelasyon olmadığıydı.


14 Mart 2013 Perşembe

Yaşam üzerine öğütler

1- Gardrobunuzda birbiri ile kolayca kombinleyeceğiniz maksimum 15 kıyafet olsun. Belli bir stiliniz, sizi çağrıştıran bir saç renginiz ve modeliniz olsun. Güzel olan yerlerinizi öne çıkarıp, diğer bölgelerinizi saklayın. İyi aksesuar kullanarak ve değiştirerek kıyafetlerinize canlılık verin. Renkli giyinin, renk skalası üzerinde yukarı aşağıya oynayın. Bazı günler, mor-yeşil-mavi, bazı günler kırmızı-turuncu kombinleri kullanın. Alışverişe çıkmak yerine pinterest ve fashiolista'da gezinin. Moda olan şeyleri beğenin, favorilerinize katın. 1 ay sonra hala beğenmeye devam ediyorsanız, zaten ilk alışverişinizde bilinçaltınızdan dışarı fırlayacaklardır. Böylelikle boşa  yatırım yapmamış olursunuz.
2- İnsanlara iyilik yapın, bedensel ve zihinsel özürlülere ve derneklerine zaman ayırın ve her gün şükredecek bir şey bulun.
3- Satın aldığınız ve kendinizin olan evde oturmakta ısrar etmeyin. Yatırımlarınızı küçük parçalara bölüp şehrin farklı yerlerine ve yeni yapılan yerlerine yatırım yapın. Kendi sosyal segmentinize en uygun mahallede, size benzeyen insanlarla birlikte oturun. Sahip olabildiğiniz en iyi mutfak ve banyonuz olsun. Evinizde mümkün olduğu kadar taş ve ahşap malzeme kullanın.Dekorasyon dergilerinden beğendiğiniz kareleri kesip saklayın. Belki günün birinde ev değiştirirken faydalı olurlar. Yatak odanızın dekorasyonunda mutlaka Mor, yeşil ve Mavi bulundurun. Böylelikle uykunuzda 4.-5. boyutlara geçişinizi kolaylaştırırsınız. Mutfakta, boğazı temsil eden mavi, kalbi temsil eden yeşil, tüm renkleri içeren beyaz, ahşap renkleri kullanın. Dünya ile bağlarınızı güçlendirmek için turuncu ve kırmızı çiçeklere mutlaka yer verin.Kristal avize ve aksesuarlar, ışığı yansıtan ve çoğaltan aynalar satın alın. Altın varaklar size zenginlik hissi verecektir, onları da bolca kullanın.
4- BİM'lerden bakliyat ve deterjan alışverişinizi, pazardan yiyeceklerinizi alın. Aldıklarınız katkısız, doğal olsun. Çocuklara katkı malzemesi içeren yiyecekler yedirmeyin.
5- Evinizde teknoloji bol olsun, tüm teknolojik aletlerinizi birbirine bağlayın, etkileşimli kullanın.
6- Yaşınız ilerlese de genç kalmaya ve genç hissetmeye devam edin.
7- Her gün 1 saat meditasyon yapın. Yukarısı ile bağlarınız güçlü olsun. Ve ne dileyecekseniz ondan dileyin.
8- Size kötü davranılırsa, kötülükle karşılık vermeyin. Ya sabredin, ya da sevgiye dönüştürün ve unutun.
9- Entellektüel olarak sizinle paylaşımda bulunan arkadaşlarınız olsun.
10- Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin ve sevin. Değiştirmeye çalışmayın.
11- Bu yalan dünyada ne düşlerseniz o gerçekleşir. O yüzden, titreşiminizi sakın düşürmeyin. Hayatınızdan memnun değilseniz, titreşiminizi değiştirin ve yükseltin. Yüksek titreşime geçmek, Mavi- yeşil-mor renklere geçiştir,  hızlanmaktır, beyninizde Beta dalgalarınızın yükselmesidir. Düşük titreşimler ise kırmızı/turuncu , yavaş hareket etmek, beyninizde Delta ve Theta dalgalarının yükselmesidir.
Unutmayın, titreşen her şey bir illüzyondur. Yavaşlarsanız, daha çok 3 boyutlu dünyaya yaklaşırsınız. Ancak, titreşiminizi çok yukarıya çektiğinizde tavşan deliğini görmeye ve birliğe bağlanmaya başlarsınız. Yani Tanrıya ulaşmak için  mor renge yükselmeniz, oradan beyaz ve sarı ışığa geçmeniz gerekir.Bir Thorus, ya da ışık skalası düşleyin. Kırmızı ile başlayıp mor ile biten. Tanrı bu skalanın her yerindedir. Ama en çok da kalbinizde ve doğadadır (yeşil). Bu renkler, titreşimler arasında geçiş yapmaya kendinizi alıştırın. Çünkü, bu dünya yüzeyinde tüm bu titreşimler var ve bunlara uygun deneyimler geçirirsiniz.
12- Sex, para, yiyecek, teknoloji  3 boyutlu dualistik dünyanın gerçekleridir. Renkleri kırmızı, turuncu ve sarıdır. Bu boyutlarda sorun yaşıyorsanız, bu renklere bakın,veya bu renklerdeki sebzeleri ve meyveleri yiyin (kırmızı biber, elma, çilek) ve  titreşiminizi düşürün.
13-Stereo kulaklığınızı takın, yüksek sesle cep telefonunuzda Rihanna'nın "Shine bright like a diamond" şarkısını 10 kez dinleyip kendi kendinize dansedin. Bilinçaltınız Rihanna'nın size fısıldadığı gibi bir pırlanta gibi parıldadığınızı, güzel olduğunuzu söyleyecek ve siz de sonunda ışıldamaya başlayacaksınız.
14- Dördüncü ve beşinci boyut enerjileri yeşil ve mavidir. Yerleri kalp ve boğazdır. Yeşil renklerdeki sebze ve meyveler bu boyuta geçmek, hastalıkları iyileştirmek için uygundur. Mora geçince üst boyutlara atlarsınız. Burada teknoloji, yiyecek, para yoktur. Düşlersiniz, tavşan deliğinden  dileklerinizi yukarıya bildirirsiniz, düşleriniz gerçekleşir. Bu boyutlar için size iyi gelecek renkler mor, yiyecekler ne tesadüf ki beyne benzeyen ceviz ve kahvedir. İllüzyon dünyasında yaşadığınızı unutmayın. Tanrı bizleri kendisinin benzeri olarak yarattı, diğer tüm canlılar da bizim kopyamız, hasta olan bölgeleri iyileştirmek ancak benzerini yemek, bakmak, görmek, işitmek, düşlemekle gerçekleşir.
Gördüğünüz gibi tavşan deliğinden 4-5. boyut enerjilerindeyken 3. boyut enerjisi gerektiren şeyleri, para v.s. isterseniz tabii ki gerçekleşmez. Parayı çekmeniz için 3. boyut enerjisinde olmanız gerekir.
15- Beyninizle hareket etmek, özellikle beyninizin ön frontal lobunu kullanmak, size deneyimledğiniz şeylerin mutlaka tersi ile sınandığınız dualite dünyasını getirir. Bu dünyadan kurtulmak için titreşimi yükseltmek, kalple düşünmeye ve 3. göz ile sezgisel olmaya geçmek gerekir.
Tanrı sonuçta bizlerin, bu dualite dünyasından yükselmemizi, vücudumuzda ikişer olan organlarla algıladığımız gerçekleri  (2 göz, 2 kulak, 2 beyin, 2 ayak) 3. göze ve beynimizin en tepe noktasında yeralan sakral bölgede tekleştirmek istiyor. Bu da vücudumuzu oluşturan ve bizi yaratan kutupluluğun ötesine geçip Vesica Piscis 'in tam ortasında oturmamızı gerektiriyor.
Bugün size araştırma ödevi vereceğim. Internet'te araştırarak, vücudumuzda Vesica Piscis formunda olan organları listelemenizi rica ederim. Bunlardan bir tanesi gözlerimiz. Diğerlerini de siz keşfedin isterseniz.

2 Şubat 2013 Cumartesi

33 Varyasyon



Sömestr tatili için Ankara'dayız. Ankara'nın sevdiğim en önemli ve güzel özelliği, sizi çok kolaylıkla sanat ve tiyatro ile buluşturması ve izleyici kitlesinin kalitesinin yüksek oluşu. Gelişimizin 2. gününde, annemler bizi tiyatroya Akün Sinemasına götürdüler. Oynanan tiyatro oyunu 33 Varyasyon.
Sahne, Devlet Tiyatrolarının çok modern bir yüze kavuştuğunu, hem ışık, hem ses, hem dekor anlamında yepyeni bir açılım denendiğini, kostümlerin de harika olduğunu belgeliyordu. Yeni bir yaklaşımla,  hasta ve idealist bir Amerikalı Müzikolog'ün Beethoven'in  Diabelli'nin sıradan valsi üzerine neden 33 Varyasyon yazdığını araştırmasıyla başlyordu. Amerikalı Müzikolog, idealleri peşinden hasta olmasına rağmen Bonn'a arşiv araştırmasına gidiyordu. Daldan dala konan, yaşam sevinci ile dolu kızı Clara ile iletişim sorunları yaşayan Müzikolog, kızını sevmesine rağmen onu sıradan buluyordu. Kızının sıradanlığı, onun önce Heykeltraş, sonra ressam, sonra kostüm tasarımcısı, şimdi de başka dalları denemek istemesinden kaynaklanıyordu.
Halbuki kendisi, tek bir konuda uzmanlaşmış, hırslı ve idealist bir kişiydi.
Müzikolog, tek bir konuya odaklanarak Beethoven'in neden Diabelli'nin sıradan valsi üzerine 33 varyasyon yazdığını arşivlerin içerisinden çözmeye çalışıyordu. Bu sırada ALS hastalığı hızla ilerliyor, onun kasları eriyerek hareketlerini kısıtlamaya başlıyordu. Müzikolog'un hastalığı ilerledikçe, kızı ve Hemşire sevgilisi onun yanında olmak için Bonn'a geldiler. Müzikolog hareketsizleştikçe, kızı ile aralarındaki bağ ve yakınlaşma güçlenmeye başladı. Müzikolog, hastalığının ilerisi ile ilgili iletişim kuramayacak hale geldiğinde ne olacağını planlarken, kızı ise onu hayatta tutmaya çalışıyordu. Sonunda iletişim kuramayacak hale geldiğinde, Araf'ta Beethoven ile karşılaştığında, işin sırrı açığa çıkıyordu. Betthoven, o dönemde yapılan varyasyon şemasını takip etmeyerek, Diabelli'nin 50 saniyelik valsini, her 3 nota için bir varyasyon yazarak 50 dakikaya çıkarmış, anı yavaşlatmış, dans ile başlayan valsi yine bir dansla noktalamıştı. Yaşam da böyle sıradanlığın içerisinde, Tanrı'nın Beethoven aracılığı ile Tanrısal müzik yaratması gibi mucizelerle dolu, anda kalıp yaratımda bulunduğumuz, daha karmaşık, daha mükemmel bir formdaydı. Araf'ta Beethoven'la karşılaştığında, aslında hareket etmenin, işitmenin, yaşamı deneyimlemenin muazzam olduğunu anlıyordunuz. Çünkü yukarıda, meleklerin yanında ne hareket, ne müzik, ne de illüzyon vardı. Hayat "stand still" durgun ve hareketsiz, kutsal bir formdaydı.
Müzikolog, bu kutsallığa yaklaştıkça, kızının anı yaşamaya dönük yaşamı ona o kadar da kötü gelmemeye, onu anlamaya başladı.
Tanrı evrende barbut oynamaz. Bazı insanlara tek bir yaşama sığdırabilecekleri renk ve farklılıkta birçok yaşamı yaşayabilecek beyin yapısını vermiştir. Bugün bunun adı dikkat eksikliği, fokus olamama olabilir. Ancak, anı yaşamak, sevgide kalmak ve sevgiyle bazı şeyleri denemek çok güzel olabilir. İşte zaten hayatın ana amacı da bu değil midir? Tanrı tüm yaşamı, durgun ve sessizlikteki hiçlikten bilinmek ve denemek için yaratmamış mıdır?
 Güzel bir tiyatro oyunu. Mutlaka sizler de görün. Diabelli'nin sıradan valsi üzerine Beethoven'İn yazdığı 33 varyasyon aşağıda.


21 Ocak 2013 Pazartesi

Akıllı ev teknolojileri

21. yüzyıl insanı çok farklı koşullarda yaşıyor olacak. Yeşillikler içerisinde bir evde, akıllı ev teknolojileri ile donatılmış doğal malzemelerden üretilmiş eşyalar arasında kendisinin ve evinin efendisi olarak yaşayacak. Elindeki i-phone veya ipad'i ile tüm evin ışık, ısı,ses düzenini kontrol edebilecek, istediği zaman ışıkları tek bir kontrol noktasından açıp kapatabilecek, perdeleri çekebilecek ve TV'yi sinema konforunda tek tuşa basarak izleyebilecek. Çimleri otomatik olarak belli saatlerde sulanacak,eve geldiğinde otomatik olarak ışıklar yakılacak ve istediğiniz kanal açılarak TV devreye girecek. Film arşivinizi, hem salondan hem de banyodan kaldığınız yerden devam ederek izleyebileceksiniz.
Solar paneller ve rüzgar türbinleri ile elektrik evinin arka bahçesinde bedavaya üretilebilecek. Kutsal geometri oranları kullanılarak yapılmış evinizde, isterseniz meditasyon yapabileceksiniz, isterseniz sinema keyfi.
Evden dışarı çıktığınızda taktığınız gözlüğünüz size yolu otomatik olarak tarif edecek, istediğiniz kitapçıya sizi rahatlıkla götürecek.
Bu teknolojiler, enerjinin çok daha ekonomik ve tasarruflu kullanımasını sağladığı gibi insana daha büyük bir konfor alanı sunacak.
Teknoloji sizi bu noktaya çekerken, siz artık günlük uğraşlarınız olarak daha az yemek yiyecek ve daha az stres olarak yaşamınıza devam edeceksiniz.Sizi bilmem ama ben bu yeni hayat düzenini çok sevdim, teknoloji, mimari ve sanatla buluşuyor, ve insanın çok konforlu bir hayat yaşamasını sağlıyor.