23 Ekim 2012 Salı

Müşteri ile başlayan Digital Pazarlama

Bizim CRM uygulamalarına ilk başladığımız yıllarda, firmanın ürünlerini müşterinin beğenisine sunmak modaydı. Yani Pazarlama 5P üzerine kurulmuştu. Yapılan CRM çalışmaları "product push" yani ürün pompalamak üzerine kurgulanıyordu. O yıllarda, aynı zamanda "customer pull" müşteriyi temel alan pazarlama yöntemlerinden de bahsediliyordu. Ancak ne CRM ürünleri, ne teknoloji ne de firmalar henüz o noktada değildi. Web teknolojilerinde Web 2.0 ile gelen değişimler, müşteriyi sadece ürün pazarlanacak pasif bir varlık olmaktan çıkardı. Onu baş tacı etti ve ona çeşitli misyonlar yükledi. Öncelikle profilini tanımlamayı, daha sonra beğenilerine örnekler vermeyi, aktif olarak tarzını oluşturmayı ve takip edilebildiği, özgün üretimler yapabildiği bir ortamı onlara sundu. Size şimdi bu durum çok cazip gelebilir, aaaa ne güzel, hadi girelim, kendimizi ifade edelim diyebilirsiniz. Hadi buyrun o zaman. Pinterest.com ve fashiolista.com sizleri bekliyor kendinizi ifade etmeniz için. Bizim gibi kimlik kargaşası yaşayan Türkiye'de bu sitelerde doğru dürüst profil oluşturup, kendi içerisinde düzgün bir tarz ve kombin oluşturacak kaç kişi çıkar çok merak ediyorum. Ben 2 yıldır TV'deki "Bugün Ne giysem?" programını müdavim olarak izlediğim ve Türk insanının profilini yakından takip ettiğim için biliyorum durumu. Zaten ben de 2 yıl bu programı seyrettikten sonra tarzlı giyinmek de neymiş ancak 45 yaşımda öğrendim. Şimdi geriye dönüp yılda 10,000 TL minimum giyim harcamalarımı 20 yılla çarpıyorum ve boşa ne kadar para harcamışım onu görüyorum.
Yani, Internet ve Dijital Pazarlamanın geldiği son durumda, sorumluluk ve hareketin başlangıç noktasının müşteriye yüklenmesi büyük bir devrimdir. İnsanları beyinlerini kullanmaya, daha tarzlı olmaya ve kendilerini daha iyi tanımaya yönlendirmektedir. Artık kendinizi tanımak ve içinizdeki ikilikleri teke indirmek için terapi mi alırsınız, kendinize test mi uygularsınız, ya da içinizden geleni mi yaparsanız, o sizin bileceğiniz bir iş. Şunu bilin ki batı toplumunda, insanın kendisini ve beğenilerini tanıması 20'li yaşlarda oluyor, ülkemizde ise 30-40'lı yaşlarda, ya da hiç gerçekleşemiyor.
Hadi bir cesaret, girin pinterest ve fashiolista'ya. Bakalım ne cevherler çıkacak sizlerden....

27 Eylül 2012 Perşembe

Sınır problemi

Yeni bir sav geliştirdim. Gece Melatonin'i düzgün salgılamayan bir Hipofiz Bezi, gündüz olmaması gereken Delta, Theta ve Alpha beyin dalgaları oluşmasına yolaçıyor. Yani, bu insanlar daha uykulu, daha dalgın, daha rüya ile gerçek birbirine girmiş yaşıyorlar. Benim düşünceme göre bu durum, kişinin ego bilincini de zedeleyen bir şey. Benlik bilinciniz bu durumda bulanıklaşıyor. Sınır problemi yaşıyorsunuz. Kendiniz ile karşınızdakinin sınırlarının birbirine karıştığını, kendinizi etrafınızda olup bitenlerden ve kişilerden, olaylardan soyutlayamadığınız bir durum ortaya çıkıyor. Aslında, 4. boyut biraz da boyle bir şey. Ego bilincinin oldukça törpüleneceği bir deneyim olacak. O yüzden, kişinin beynindeki gündüz olmaması gereken yavaş dalgaları yokettiğimizde sınır problemlerinin de ortadan kalkacağını, kişinin egosunun ve benlik bilincinin tam yerine oturacağını düşünüyorum. Tabii gece yapılan astral seyahat v.s. deneyimler yine yavaş dalgalar eşliğinde gerçekleşiyor olacak, ruh bedenden ayrılıp birliği başka paralel evrenlerde geçen yaşamlarda tadacak. Ancak, bu dünyadaki yaşama geri döndüğünde, yine kaldığı yerden, ego bilinci tam bir şekilde devam edebilecek.

20 Eylül 2012 Perşembe

Sosyal medya

Sorun nerede, neden tüm dünya sosyal medya pazarlamanın getirilerinden bahsederken, 30 milyon Facebook kullanıcısı olan ülkemizde şirketler bu kanaldan kar edemiyorlar, takipçi sayılarını arttıramıyorlar? Bunun çeşitli sebepleri var, Ülkemizdeki Facebook kullanıcıları arkadaşları ile daha çok özlü sözleri ve fotoğrafları paylaşmayı tercih ediyor. Yani, kendi özlerinden ve yaratıcılıklarından, bilgi birikimlerinden daha çok, onun bunun yazdığını beğenmekten ve paylaşmaktan öteye geçemiyor. Yani özgün değiller. Bu özgün, komik, ilginç, yeni ve bilgi dolu olma durumu maalesef şirketler için de geçerli. Onlar da sosyal medyada sadece varolan ürün ve hizmetlerini paylaşmaktan öte yeni bir şey söylemiyorlar. Bu sebeple, herkes aslında maskelerinin ardına saklı, hem var hem yok bir hayat sürüyor.

Müşteri Odaklı Organizasyon

Bugünkü şirket organizasyonlarına baktığımızda, CRM Birimi'nin Bireysel Pazarlama altında konumlandığını, IT Birimi altında da Veri Ambarı Birimi'nin yerleştirildiğini görmekteyiz. Pazarlama Birimi altındaki CRM Bölümü, müşterinin sahibi olarak veri kalitesi artırma, müşteri birleştirme çalışmaları yapmakta, müşterileri segmentlere ayırmakta ve kampanyaların oluşturulması ve yapılması için Pazarlamadaki Ürün Müdürleri ile ortak projeler geliştirmektedir. IT Birimi ise, bu işlemlerin yapılabilmesi için teknik destek sağlamaktadır. Yukarıda anlatılan organizasyon yapısının işler olabilmesi için, firmanın kurum kültürünün otokratik değil demokratik ve liberal, paylaşımcı ve ekip ruhunun desteklenir olması gerekir. Bazı firmaların yöneticileri, "Böl ve Yönet" stratejisi uygularlar, birimler aynı hedefe doğru koşan kişiler değil, birbirleri ile rekabet eden birimler olarak konumlandırılmıştır, ekip ruhu değil ekipçilik ön plandadır. Bu sebeple, bu şirketlerde bahsedilen organizasyon yapıları işlemez. CRM Birimi'nde çalışan kişiler, tüm departmanların pek de takmadığı, kendi hallerine bir şeyler yapmaya çalışan lokalize ekiplere donuşur. Bütünsel bir iş olan CRM çalışmaları da bir türlü bu tür şirketlerde istenilen verimi veremez, lokalize çalışmalar olarak kalır. Sonunda da suçlanan ve topun ağzına konan kişiler bu birimler olur. Sonuçta bu birimlerdeki personel bir şekilde değiştirilir, ama lakin eski hamam eski tas... Bir bakmışsınız her şey bıraktığınız gibi. Herkes organizasyonda kendi kalesini örmüş, ego duvarlarını çekmiş, şirket müşteri odaklı olabilmiş mi? Ne mümkün!

18 Eylül 2012 Salı

Dijital Pazarlama

Dijital dünyada başarılı olmak isteyen firmalara çeşitli tavsiyelerim olacak: 1. Müşterini tanı Öncelikle, şirket veritabanlarında müşterileri ile ilgili bilgileri saklayıp çeşitli analiz yöntemleri ile bu müşterileri tanımayı hedeflemeliler Bunun için, yapılması gereken müşteri veritabanı oluşturmak, müşterilerin tercihlerini, demografik ozelliklerini, alışveriş özelliklerini bir ilişkisel veritabnı içerisinde saklamak ve periyodik olarak bu bilgileri güncellemek olmalıdır. Daha sonra, bu müşterileri segmentlerine ayırmak, ürün ve hizmetlerle eşleştirmek önem taşır. 2. Müşteriye bilgi ver, onu eğlendir Internet sosyal medyasında, kolay ulaşılabilir olmak, arama sonuçlarında tepede yeralmak, müşterinin bir tık uzağında olmak önem taşır. Müşteri reklamlara tıklamalı ve reklamlar onu eğlendirip bilgi verebilmelidir. Ancak, direkt satışa hemen atlamamak, bunu müşterinin kendisinin başlatmasına imkan tanımak gerekir. 3. Müşteri şikayetlerini değerlendir Müşterinin aldığı ürün ve hizmetlerden şikayetlerini bilmek, ürün ve servis modelini bu şikayetleri minimuma indirgeyebilmek için değiştirmeyi göze almak gerekir. Tekrarlayan şikayetler genellikle, ürün ve hizmetlerde bir bozukluk olduğunu gösterir. 4. Müşteri ile satılan ilk ürün sonrası kalıcı, uzun vadeli ilişki kurmaya odaklan Müşteriye ilk ürününüzü sattınız, onu müşteri veritabanınıza kaydettiniz. Bu müşterinin bulunduğu segmente göre onu analiz etmeli ve ona başka ilgili ürünleri de zaman içerisinde satmayı düşünmelisiniz. Kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler üretmek ve bunları doğru zamanlama ile müşteriye sunmak amacınız olmalıdır. 5. Ulaşılabilir ol Müşteri gerek satış sonrası destek için, gerekse yeni ürün ve hizmetleri alabilmek anlamında kolayca size ulaşabilmelidir. Dijital pazarlama teknikleri, size sanal dünyada avantaj sağlayabilir. Ancak, ürün ve hizmetleriniz bir o kadar kusursuz, müşterinin işine yarayan ve iyi ürünler olmalıdır. Dijital pazarlama, şirketinizde bütünsel bir yaklaşımla ele alınmalı, tüm birimlerin katma değeri ile ortak sinerji oluşturulmalıdır.

11 Eylül 2012 Salı

Neurofeedback

Totall Recall filmini izlediniz mi? Filmde, bir fabrika işçisi yaşadığı hayattan bunalmış, bir videocuya gider ve gizli ajan CD'sini takıp o hayatı yaşamak ister. Daha CD takılıp program başlamadan odayı bir dolu cyborg kuşatır, adam onların elinden zor kurtulur. Eve gider, karısı da onu oldurmek isteyen bir ajan çıkar. Hangisi gerçek, hangisi yalan bilemeden, gerçek hayatını aramaya başlar. Sezgilerine guvenerek yol alır ve sonunda beynindeki hayalin aslında tek gerçek olduğunu anlar. Bu filmin gerçek olması çok da uzakta değil. Beyninize elektrodlar bağlanıp beyin dalgalarınızı ekranda izleyebileceğiniz ve kendi beyninizi yeniden kodlayabileceğiniz bir yöntem Neurofeedback. Ve insan ırkının pek çok beyin hastalığına çözüm olabiliyor. Şizofreni, Manik depresyon, depresyon, anksiyete, panik atak, dikkat eksikliği/hiperaktivite, öğrenme zorluklarını çözebiliyor. Doğuştan gelen,genetik veya sonradan oluşan kafa travmaları ile oluşan tüm beyin fonksiyon farklılıklarını bu yöntem ile normalize etmek mumkun olabiliyor. Şizofrenlerin beyinlerinde theta ve alfa dalgalarının çok olduğunu,bu sebeple hayaller içerisinde fantezi içerisinde yaşadıklarını, DEHB'lilerin beyinlerinde ön frontal lobda Delta ve Beta dalgalarının çok olduğunu, bu sebeple davranış problemleri ve hafıza problemleri yaşadıklarını biliyor muydunuz? Bilgi kitabı, insanın bu yüzyıldan sonra AKIL, BİLİNÇ, ŞUUR üçlüsünü kullanacağını, yani Beta dalgaları (13 Hz) civarında uyanık bir hale geleceğini müjdeler. Dünyanın vibrasyonunun bu dönemde 13 Hz'e çıkması ile birlikte, üzerinde yaşayan tüm canlılar olarak hep birlikte 13 Hz'e çıkmaya zorlanıyoruz. Bu geçiş,uyanıkken beyni düşük vibrasyonlarda (Delta, Theta, Alfa) bulunan insanlar için zor olacak. Derin bir uyku durumundan uyanık bilince geçmek ve bunu yaparken de korkuları ile yüzleşerek, normalden fazla yükselen Beta dalgalarını normalize etmeleri gerekecek. Beyniniz hayatınızı ve seçimlerinizi oluşturur, beyninizi değiştirirseniz hayatınız da buna uygun bir şekilde değişir. Düşük vibrasyonları, uyanık zihninizden yokederseniz, sadece AKLINIZ kalır. Bu da sizin hayat seçimlerinizi ve duygu durumunuzu iyileştirir.Gerçek olan tek şey, küçük beyniniz içerisindeki titreşim ve bu titreşimin oluşturduğu kimyasal dengedir. Gerisi, yani bu hayat bir yanılsamadan, illüzyondan ibarettir. İnsan ile bilgisayar arasında kablosuz olarak bağ kuran ve insanın kendi zihin yapısını ekranda izleyerek kendi bilinci ile değiştirmesini ve iyileştirmesini sağlayan bu süreç bir sağaltım sağlar. İnsan aynada kendi aksini görerek otomatik olarak iyileşmeyi seçer.

27 Nisan 2012 Cuma

Yeni ekonomi

Bir bankanın baş ekonomisti açıklama yapmış: Avrupa'da kriz 10 yıl daha sürer, paranız varsa altın alıp yastık altı yapın diye.Aslında bu durum, Türk insanının yıllardır nasıl krizlere dayandığının da ortak noktası. Yastık altı yap, bir kenara para koy, bulunsun. Ancak durum bu sefer biraz daha farklı. Altın ve emtia fiyatlarında yükselişin olacağını neredeyse 2 yıldır söylüyorum. Şimdi bu yükseliş realize edilmiş durumda. 2012 yıl sonundan itibaren altın ve değerli madenler değer kaybedecek. Kapitalist sistem bazını yitirecek. Onun yerine, yeni bir ekonomik düzen gelecek. Bu düzen daha çok reel ekonomiye dayanacak, yani tarım, enerji ve teknoloji. Dünyanın enerji altyapısı tümüyle yenilenecek. Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş olacak. Belki ileride, deregülasyon, yani belediyelerin veya ev sahiplerinin kendi elektriklerini kendilerinin üretimi mümkün olabilir. Daha doğaya yakın bir hayat yaşıyor olacağız, evimizin enerji ihtiyaçlarını daha çevreyle uyumlu yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edeceğiz, ve ileri teknoloji ürünlerini kullanıyor olacağız. Yiyeceklerimizi belki kendimiz üretiyor olacağız, ya da daha az yiyeceğe ihtiyaç duyuyor olacağız. Bu geleceğe hazırlanmakta fayda var.

3 Nisan 2012 Salı

Morfik rezonans

Benim gibi ezoterik konulara meraklı bir arkadaşım bana Rupert Sheldrake'nin Morfik rezonans adlı kitabını hediye etti. Bu kitap bir harika. Herkese okumasını tavsiye ederim. Kısaca söylemek istediği şu. Rezonans (titreşim enerjisi) maddenin yapısını değiştirir ve birbirinden bağımsız maddeler eşzamanlı olarak ve ritmik olarak hareket etmeye başlar. Örneğin, bir köprü üzerinde ritmik bir şekilde askeri düzende yürüyen askerler, ayak hareketleri ile oluşturdukları rezonans (titreşim ile) köprünün yıkılmasına yol açabilir. Ya da bir opera sanatçısı, sesinin titreşimi ve ritmi ile cam bardak ve pencere camlarının kırılmasını sağlayabilir. Bir başka örnek: bir adada yaşayan maymunlar, patatesleri yıkayarak yemeyi öğrenirse, 100.maymun bunu öğrendiğinde tüm dünyadaki maymunların aynı şeyi yaptığı görülür. Peki bir gezegen dolusu insanı, yoğun ve yüksek bir titreşime tabi tutsanız, ve SEVGİ,BAĞIŞLAMA konusunda kendilerinden aksiyon isteseniz, tüm dünyadaki 2500-3000 insan buna inandığında, tüm dünya yüzeyindeki diğer tüm insanlar da eş zamanlı olarak buna inanmaya başlar. Şimdi oluyor olan budur arkadaşlar. Bizim gibi görevli kadroların kendi çabaları ile yapmakta oldukları şey budur. Titreşimin 13 Hz'e çıkmak üzere olduğu bu dönemde, su kristallerinin dizilişleri, kar tanelerinin oluşumu gibi insanları SEVGİ şakralarına yükselmelerini söyleyen biz ışık işçilerinin bu evrendeki görevleri budur. Bir deniz feneri gibi, bulundukları yerden ışıklarını yansıtmalarıdır. Bizim sayımız belli bir sayıya ulaştığında, gezegenin tamamı birden bire eş zamanlı olarak aynı şekilde davranmaya başlayacaktır. Ya davranmayanlar, bu titreşimde kalamadıkları için, daha düşük titreşim ve yüksek yoğunluktaki başka bir gezegene (aslında 3.boyuttaki dunya) yaşamaya nakledileceklerdir.